20090214

voltron

ilkokulda bir arkadaşım vardı. adı ümitti. biraz hafızamı zorlarsam yüzünü hatırlayabiliyorum. voltrancılık oynardık. bir kişi gövde olur diğer dört kişi kol ve bacaklarından tutar taşırdı. gövde olan yere yatay vaziyette uçardı böylece. ümit gövde olmuştu. voltran olarak gidip çocuğun kafasını duvara çarptık. ağladı, sızlandı.
ümitin kafasının bir kez de tahtaya çarptığını hatırlıyorum. kavga vardı sanırım. birisinin kolu ümite, ümitin kafası tahtaya çarptı. yere çömdü, "bu sefer kafam kırıldı, öldüm gerçekten" diye ağladı. ama ölmedi.
ümitin gerçekten ölüşü 17 ağustos depremine denk gelecekti.
bu saatte aklıma geldin. huzur içinde yat.

20090210

or dont hpel

milk
eboy ecities
5 şubat - 5 mart

eBoy ("Godfathers of Pixel") is a pixel art group founded in 1997 by Steffen Sauerteig, Svend Smital, Kai Vermehr.

Their complex illustrations have been made into posters, shirts, souvenirs, and even displayed in gallery exhibitions. They were founded on May 2, 1997, expressing their modular and collaborative approach as something that defines eBoy as much as the use of pixels. "We started working with pixels because we loved the idea of making pictures only for the screen. It’s the best way to get really sharp and clean looking results. Also, handling pixels is fun and you are forced to simplify and abstract things, which is a big advantage of this technique."

21 şubat cumartesi gibi düşündüm ben. bir gün geri bir gün ileri olabilir. bana eşlik etmek isteyen var mı? T-T (apo geliyorsun)

20090208

hpel

yılda bir kez tembelliğimi bir kenara bırakıp onlarca arkadaşımı birbirinden gizli ayartarak bir konsere götürmeyi planladım. evet bildiniz. nouvelle vague @ babylon. daha on gün olmasının rahatlığıyla araya okula gidip dönmeyi bile sıkıştırmışken bir de baktım ne göreyim? iki günün de biletleri bitmiş. last.fm boardları karaborsa piyasasına dönmüş. help. hpel. hlep. kapıya gidilse bulunabilir belki, gitmeyenler çıkabilir. ama değer mi hiç?

Generation V


Generation V from DGENETICS on Vimeo.

20090206

he like... he like... he was laughed.*

belfastta hafif başlangıç sonrası kendimizi eve saklayalım mantığı. abi sen sarhoşsun ben senin arabana binmemcilik. sonra ipe ipe binmek. hadi zenci olalım diye gecenin dokuzunda kadıköyde basketbol topu aramak. migrosun kapanışını iki dakikayla kaçırmak. abi feneriumda vardır top. gidersin orası da kapalı. yanında bir migros daha var. orda son kalmış basket topunu al ama inik. bir de altılı al. gece git tamirhanelerde top şişirtmeye çalış. tamirhane bir; bizde onun iğnesi yok. tamirhane iki; komşular şikayet etti kompresör kullanamıyoruz. üzülüp dönerken yolda fenerbahçe altyapı bilmemnesi diye bina gör, olm bunlar sportik kesin pompaları vardır diye dal içeri. cama tıkla, tüyü bitmemiş çocuk yok abi pompa diyince haksız çıkış; nasıl yok olm altyapıda yoksa nerde bulcaz pompa. neyse sonra benzincide olayı çöz. basketbol sahası bul ama yerler çim ve ıslak, karanlık ortam. git apoya yenil. tekrar smoke-free hayat sözü ver. apolara git kapıda suşi dı ket bekler. sushi the cat for english please press 9. pizzaları söyle kredi kartı pis geliyor ama. erdem gel. evde çürü. erdem erken yat. apoyla nette french underground kafalarını gez. aga parise akıyoruzculuk. ardından 4chan gez türkiyeyi yargıla o kafayla. çürüsyon again. erdem kalk. sigara bit. sabahın dördünde acıbademe çık. kimse yok bizim her yer. dakika başı polis geç. önceden alınmış bir dozaj justice-stress videosu gazıyla anarşiklik hayalleri. yürü yürü yürü. ya puro var burda alsak mı? 7/11ci abi ne önerirsin sen ki? backwood falan birşeyler diyor. zuladan çıkartıyor. kredi kartı daha bir ağır artık. dönerken hadi zenci olalım yeni kıymetlimizle pimpin @ acıbadem. üstüne fotoroman. krizi tartış haline şükret paristen vazgeç. eve gel yine çürüme ardından sabahlama sonrası depresyon. ben evden kaç sabah yedide. asla sabahlama sonrası duramam kaçmam lazım. kadıköye in milleti yargıla, sosyolojik açılım yaratmaya çalış. sosyolojiden iki senedir geçemeyen adam yapsın ama bunu. birisini görsem de kahvaltı yapsak arzusuyla linger moar. minibüse bin eve git. sigara kokuyorsun, evet. o kafayla blog yaz. duş al yat. işin ne ki. tatil bitiyi.
*keyword: pakistani arms market

20090201

smiley 101 ya da berki anlamak

bir daha bu ne demek diye sormayın lan.
bir de tıklayınca büyüyor. kek blogspot.

...ve alkol yoktu

yarım saat şirinlerin kominiz olmadığını savundum... tezim aşağıdaki gibidir;
şirinler ada ülkesi benzeri dış dünyayla ticari ve sosyal ilişkilere giremeyecekleri bir hayat yaşadıklarından kendilerine yetmek zorundadır ve hepsi bir görev üstlenmiştir. dolayısıyla kominiz sayılmazlar, survival kafası yaşamaktalardır. biz bir adaya düşsek iş bölümü yapıp kendimize yeteriz ama kominiz olmayız bla bla...
anti tezler; çağrı: "ama ilişki kurdukları var ki, şirin baba bir büyücüyle satranç oynuyor..."  "şirin baba değirmeninde elektrik üretip satsın" güneş: "hayır var ilişkiye girdikleri bir bölümde insanlar geliyor. ayrıca gargamel var." (şirin çilek mi satacaklar kapitalist olmak için demem üzerine) "satsınlar tabi neden satmıyorlar" sıtarbakstaki çalışan abla: "adaya düşünce ben neden yemek yapıyorum? ben yiyeyim siz yapın."