20080726
batman > berkadam <3 batman
20080724
negatif iyon ne kadar?
dırırırırı (ev telefonu çal)
-alo
-naber berk
-çok sıcak. çok sıkılıyorum.
-o zaman senin negatif iyona ihtiyacın var!
-wha?
-hemen bi boş bayisine gidiyoruz, klimanı takıyoruz.
-sen ne akıllı kadınsın lan!
-öyleyim di mi ^-^
-:çıkıt:
- aa kapattı...
-seni arıyolar (anne odaya gelir telefonu verir)
-alo
-merhaba berk bey ben finan$banktan arıyorum öncelikle güvenliğiniz için konuşmalarımızı kaydediyoruz sizin için uygun mu?
-save as...
-efendim?
-devam edelim.
-öncelikle bankamıza üye işyerlerinden alışveriş yaptığınızı ama kartımıza sahip olmadığınızı fark ettik, kartımızı alırsanız artı üç taksit faizsiz alışverişten yararlanma imkanı yaygın iş yeri ağı bik bik bik
-robot kadınlardan mısın?
-buyrun?
-devam etmek için kaça basıyorum?
-berk bey-
-:dıt:
-berk bey kartımızdan istiyor musunuz?
-no.
-neden?! (kızarak soruyor)
-.......................................................çünkübenimgredigartımvar.
-peki çok teşekkür ederiz iyi günler.
pirililili
-efendim.
-buse?
-efendim?
-annen kumbarandaki paraları çalıyor.
-tamam ben gerekeni yaparım.
-bay.
-bye.
Keylol
deviantart ve last.fm tasarım değişikliğine gitti bildiğiniz üzere. her ne kadar beta süreçlerinde kurcuklama fırsatım olmuşsa da alışamıyorum. devart bir nebze, last.fm'e ne yaptılar öyle ya? yatakta 40 yıllık eşinin orasını bulamayan erkek gibi hissediyorum.
etrafım yarım kalmış şeylerle dolu. okunmak için alınıp biriktirilmiş kitaplar, izlenmemiş filmler, yarısı oynanıp diğerine atlanmış oyunlar. tutarsızın kralı oldum. kışın hep yaz gelsin yaparım ederim diye iteledim, yaz geldi sadece terliyorum. istanbuldayım. dışarıya çıkamıyorum. çok sıcak. diyelim çıktım, nereye gideceğim? evet büyükşehir sınıflaşmanın yarattığı bloklaşma yüzünden insana küçük gelebiliyor demek ki. milyonuncu kez kadıköye gitmekten, caddebostana yürümekten, taksime gideyim derken saatlerimi yolda harcamaktan sıkıldım. asosyale bağladım. hadi asosyale bağlamak da kendi çapında güzel bir şey; ekstra zamana sahip oluyorsun. o zamanı değerlendiremedim, elimde bıçak ağladım.
oysa bu boş geçen üç ayda ne güzel işler kotarılabilirdi.
belki bir kez daha tatile gitmeliyim *-*
20080722
foreseen consequences
israil'de ikinci buldozerli saldırı. yeni bir trend. buldozeri kapan trafiğe dalıyor gta misali. ölen yok, en az 10 yaralı. oralar hala çok mistik. duvarcılar, duvarlar, duvara buldozer sürenler. bilinçli bir sembolizm var sanki ya da saçmalıyorum.
20080721
fantezi yazınca bloga sapık kaçiyi
her şeyi hesaplamıştım. geleceği değiştirmiş, zamanda kırılma yaratmış, hayatım boyunca sabah yedide kalkıp işe gitmekten kurtulmuştum. çünkü piyangoyu kazanacaktım ve buna kendimi inandırmıştım goddamit!
yemek sepetinden sipariş verenler bilirler. onaylatma esnasında altta küçük bir hediye çekilişi vardır. ben eskiden hep içki setini seçerdim güleriz eğleniriz diye. sonra baktım olasılığı yüzde birin altında, gittim bilyoner.com'dan 10ytl'lik hediye parayı seçtim. kazanma şansı yüzde sekizdi. hesaplıyorum; 10 ytl sermaye olsa iddaa oynasam büyütsem parayı... yoksa at yarışı mı oynasam ama ondan da hiç anlamam hangi at nasıl koşar?
sonra haber geldi 10ytl kazanmışım şifresi geldi. o gün de bir kitap arkası yazıda piyangoyla ilgili bir şeyler okumuştum, dedim bu bir işaret olmalı. bastım parayı tam bilete, numarayı rastgele seçtim. bakmadım tam ne olduğuna. nasıl olsa zengin olacağım ya telefonla ararlar.
on dokuzunda çekiliş oldu, siteye girdim. bilet numaram ortada yok. değerlendirilmemiş biletim olmadığına dair bir ibare var. yani kazanamadınız demek olmalı. iyi de numerom neydi diye çıldırdım bu sefer. yok hiçbir yerde. inanamıyorum ama kesin kazanmış olmalıyım. kendimi o kadar çok inandırmışım ki. gittim aklımda kalan en yakın numarayı yazdım sorgulama yerine. on yetele kazanmış çıktı -_-'
yılmadım. hala yemeksepetinden her siparişimde 10 ytl bilyon parayı seçiyorum. onu kazanma şansım yüzde sekiz. bu oranı piyangoyu kazanma şansımla çarparsak bik bik bik..
20080716
yazın gök gürültüsüyle uyanmak <3
şarkıyı bilene on puan. thomun yeni uyanmış kafası ve yastığın saçında yarattığı etki takdir edilesi. böyle haklara sahip olmak için ünlü olmak lazım demek ki. rock star privilege. ikisi de uykulu zaten. en yaratıcı zamanlardan biri uykudan erken uyanıca ortaya çıkıyor.
bir de;
nerden gördük: dino halka istediğini geri veriyor
20080715
hatezor
gazetelerden nefret ediyorum <3 aptalın anlayabileceği dilde anlatmalarının başta halk için zaruri bir şey olduğunu düşünürdüm. sonradan kendilerinin aptal olduklarını farkettim. siyaset, ekonomi, spor sayfaları bir derece kurtarıyor ama o araya sıkıştırılan ufak bölümler yok mu... burada fikir çatışmasından bahsetmiyorum yanlış anlamayın. burada fikri olmadığı konuda yazmaktan bahsediyorum. özellikle siz o konuda hafif bilgiliyseniz yaran yanlışlarla karşılaşırsınız. günde milyon satan gazete, bildiğin yalan haber yapmış. bugünün milliyetinin ikinci sayfasına bakın, diablo 2 en popüler oyunardan biri alt yazılı resme bakın. genç stajyerler bravo. gazetecilik ölüyor. can çekişen iğrenç bir hale getirdiler ve yakında ölecek. 24 kupona arcopal kırılmaz yemek seti verdiklerinde de ölüyordu zaten. en çok satan gazete posta, siz düşünün.
fikir: gazetelerle dalga geçen blog aç XXX/
kainat güzellik yarışmasına katılanlar barbie bebeklere benziyor. eklemsiz kollarda tut yüzdeki boş ifadeye kadar aynılar. işin komiği; güzel değiller. zaten çoğu insan güzel, yakışıklı değildir. çünkü geliştirilmesi kısıtlı bir alan ne de olsa. kasıp estetik ameliyat olmadığınız sürece makyaj, vücut bakımı, saç, giyim gibi kulvarlarda kendinizi geliştirebilirsiniz ve bu hoş bir olaydır. ama boyunuz yüz elli santimse katedebileceğiniz yol sınırlı olacaktır. öte yandan her onlarca barbie bebek arasından kazananı seçen acaba ne? hepsi aynı standartta. sonda sorulan soru mu? eğer soruysa yarışmanın güzellikle alakası ne derecedir? acaba?
20080712
adam uyudu
misafirlikteyim. yatıda. ev sahibi uyudu. lan?
...
"evet k.orhan'dan bahsediyorum."
...
neyse ki bu sefer sabah beşe kadar dayanabildi.
milyon satan gazetelerde köşe yazan adamların, vurgu yapmak istedikleri kelimeyi bold yapmaları... iki cümleden paragraf yapıp, paragraf aralarına ayraç yapmaları...
----------------
Now playing: S'Express - Stupid Little Girls (Original Mix)
via FoxyTunes
20080709
talihsiz serüvenler serisi
bölüm 1
berk tatile gidiyor. ama önceki gece yıkanmış ve cam açık uyumuş. olaylar gelişir. kıçının yarısı kadar alanda 8 saat yolculuk ettikten sonra (ki berkin kıçı yoktur ve arkadaşları ona ekşınmen der) tatilin ilk haftasını tutulmuş belle geçirir. sonradan adeleks isimli ilaçla tanışıp geleceğe umutla bakar.
bölüm 2
gelen telefonla istanbuldaki evin soyulduğu öğrenilir. olayın haberi çabuk yayılır ve herkes geçmiş olsun deme kuyruğuna girer. her seferinde olay tüm detaylarıyla tekrar anlatılmaktadır. berk bir kere daha dinlerse sinir krizi geçireceğini düşünmektedir ki bu kez de insanlar kendi başlarından geçen hırsızlık olaylarını anlatmaya başlar. berk artık bir evin nasıl soyulabileceği hakkında sayısız bilgiye sahip olmuştur.
bölüm 3
ama haberler bitmez. bu sefer ölüm haberleri gelmeye başlar. yazlıkta gezen satıcı amcanın oğlundan tut futbol federasyon başkanına, lisedeki ingilizce öğretmeninden tut uzaktan akrabalara kadar herkes ölmek için bir haftalık zaman aralığını seçmiştir. sinirler gerilir. hepsi huzur içinde yatsın.
bölüm 4
berk bey bu hırsızlık ve bazısı cinayet sonucu olan ölüm haberlerinden etkilenmiş, kurtuluş yolları aramaktadır. yazlık beldeye gidilir. ilk av dükkanına girilir ve havalı tüfek istenir. satıcı önce 'fiyatı kıramam zaten fiş yazınca şu kadarlık gösteriyorum'dan başlar, berk beyi yakından tanıdıkça 'aramada bagajda bulunursa faturadan beni bulurlar sen en iyisi istanbula döndüğünde al hem her yerde aynı fiyat'a döner. tüfek alınmaz.
bölüm 5
en sonunda dönüş yolculuğunun zamanı gelmiştir. bursa güzergahındaki yol çalışması bir saat zaman kaybetmeye yol açmış, öğlen saati yeni dökülmüş zift sıcağıyla yakın temas yaşanmıştır. üstüne bir de şehit düşen polislerimizin duyulur radyodan. moraller sıfırlanır. zaten gidilen yer de soyulmuş ve darmadağın bir evdir.
bölüm 6
marmara denizinin dalgalarında ve feribota eşlik eden martı sürüsünde huzur aranır. eve gelinir. karakola gidilir. ev toplanır. burada duruyoruz. çünkü burası uzaktayken çalınma ihtimali verdiğimiz her şeyi bulduğumuz yer. içerden sevinme sesleri, diyorum ki neden seviniyorsunuz, bunlar zaten bizim eşyalarımız. hemen dışladılar tabi. sonra bulmaya devam ettiler. onlar buldukça ben korktum. çünkü yatak odaları feci eşelenmişti. ben daha çok korktum. aslında korkmadım. huzursuz oldum. ev dağıtılmış ama çok şey çalınmamış. sanki özellikle aranan bir şey var. sanki hırsızlık süsü. sanki paranoyağım.
bakalım bu olaylar dizisi bölüm 7'ye sebebiyet verecek mi? işin kötüsü yakında alışacağız, o olacak.
Subscribe to:
Posts (Atom)
