20080327

bana mail atın...

gelen her maili silmek dışında artık hiç kullanmadığım hotmail adresimi, sırf msn'in üzerindeki zarfın yanında (1) ibaresi belirdiği için bir kez daha açtım. mail, metin2'den geliyordu. metin2'yi tanıyordum evet. telefonumda kayıtlı metinin ikinci numarasına metin2 demiştim. nasıl olurdu da yarattığım bu sanal varlık bana mail atardı? bu gelgitlerin içinde bastım üzerine, açtım. korkulacak birşey yoktu. mail metinin telefonumdaki varyasyonundan değil, metin2 adlı bir oyundan geliyordu. demek ki birincisi de varmış lan... Yepyeni! en yeni! En son ücretsiz 3D Macera ve Rol-Yapma oyununu oyna! ücretsizse oynanmalı tabi.. Dövüş sanatlarını kullanarak imparatorluklar arasındaki epik savaşlara karar ver. epik dedin gönlümü aldın. Atlı veya yaya, yalnız veya loncanızla! yaya giden loncaya, atla gider yoncaya. Ejderha Tanrının çağrısına kulak ver, :o Uzakdoğuya ait imparatorlukları kötülüğün etkisinden kurtar! şu an kendi imparatorluğum üzerinde çalışıyorum pls ltf tşk Kılıcını bile ve dikkatli ol! :s Metin2’yi şimdi ücretsiz oyna! metin 2 diye oyun mu olur ;_; mettin 2 ya da metininki olsaydı. nerde benim tetrisim?

20080326

kurtarın pls ;_;

http://www.savepolaroid.com/ kurtarın ulan ;_; bu arada kamerası filmi nerden alınır bilen söylesin. çok özeniyorum bu hayali gerçekleştirmem lazım üretimi durmadan eheh

20080324

yürüdüm ben yine

bu sene de yaz okuluna gideceğimi bir elimde istatistik bir elimde matematik notlarını tuttuğumda anladım. önce hangisi ağır diye tarttım, hafif olana çalışacaktım. ikisnde de beş saifeden ileri gidemedim. müzüğümü aldım kendimi dışarı attım. saat akşam dokuzdu, kampüs boştu. en güzel zamanıydı. etraf sarı sokak lambalarıyla aydınlanıyordu. kazu söylüyordu kulağıma kulağıma, sennheiserlara verdiğim parayı bir kez daha helal ettim. her bankta bir çift oturuyordu, bahar mı geliyor ne? bu sefer parkurumu tersten dolaştım, yolda markete uğrayacaktım. kapalıydı kendisi. hemen arkasında amerikan yol lokantası tarzında döşenmiş ve içinde bir adet mini market bulunduran fasiliteye girdim. istediğim birşey yoktu, cebimdeki beş yetele herşeye yetti. üstünü bile aldım. parkurumu ters döndüğüm için indiğim yokuşları çıkmam, çıktığım yokuşları inmem gerekti. okulumuzun en büyük yalanlarından biri olan %10 eğim tabelasına vardım. oysa bu yokuş dünyanın yuvarlak olduğuna inandıracak cinsten. kızınca yarattığım kinetik enerjiyi kullanıp aştım kendilerini. otel her zamanki gibi boştu. kafeterya boştu. helikopter pisti boştu. internet merkezi boştu. bir ben vardım. bir de her ağacın arkasında ninjalar vardı. son virajımı alırken, uçurumun yanında olan, kazu güzel birşeyler fısıldadı yine kulaklıklardan, ellerime sıcak rüzgar vurdu, kesin bahar geliyordu, montum paraşüt etkisi yapsın uçayım istedim. olmadı lan.

20080319

eybisidiğiyefci♪ eyçayceykeyelemenopi♫

açık pencereden giren gün ışığı ve kuş sesleri, şort pijamamı çıkarıp kendimi dışarı atmak için yeterli sebepti. hatta okula bile gidebilirdim, o derece. ilerledim. hep aynı rota. merdivenlere geldim. bir bina yapıyorlar bu merdivenin yanına, her gördüğümde daha bir bitmiş oluyor. starcraft'ta base çıkıyor sanki adamlar. yakında bitecek, içinden bir scv çıkacak ve okulumuz minerallerini toplamaya başlayacak. hayır. güzel sanatlar oluyormuş orası. artık ellibeşinci basamakta bir mola sebebi var. ilerledim. yetmişinci basamakta gözüme birşey ilişti. kurumuş kan. yukarı doğru çıkıyor. aklı başında olmayan her insan gibi ben takip ettim bunu. merdivenleri çıkıyor. bir yerde bekliyor orada kanlar çok. biraz daha çıkıyor. bir çember çiziyor. çıkmaya devam ediyor. yüz yirmi basamak bitti böylece. sonra o sola döndü ben düz gittim. hedefim belliydi. hangi dersten nereye gelindiğini öğrenecek, gerekirse not toplayacaktım. kısmen başarılı oldum bu işte. negzel değil mi sakin bir gün gibi. gayet kendimi toparlamış ve geleceğe güvenle bakarak başladığım baharın bana attığı buff onbeş gün sürdü. şimdi herşey eskisinden de kötü gibi. ortada birşey yok, kötü hissediyorum. kötü hissetmemin sebebi ortada birşey olmaması. a istiyorum b oluyor. birşey istemiyorum c oluyor. c'ye alışıyorum d oluyor. ardından e gelip aklımı alıyor. beş dakika geçmeden f'ye satıyor. bu yaşıma geldim hala alfabeyi sayarken tereddüte düşüyorum. lan?

20080315

kimini abi

scribbler diye birşey var. kafam bozuldukça onu açıp böyle örümcek ağlı çizim yapıyorum. ha, işe yarıyor mu? hayır. logosu da ördek. hadi bu sırrı da dünyayla paylaştım.

20080309

çalışsana çucuum

dün gece hep kabus gördüm sanki. en hatırda kalanı tanıdık bir temaya sahip. sınavlara giriyorum, önümde kağıt, soruları okuyorum, cevap yazamıyorum. tek sebebi var. sınav haftası geliyor! ve ben neden kafama bu kadar taktığımı anlayamıyorum. nasıl bir bilinçaltı bu? o sınavlara şu an girsem cevap yerleri kabustaki gibi boş kalacak. ama biliyorum ki çalışacağım. tembel teneke ya da tembel kokoş olmayacağıma and içerim. önemli olan: ne kadar çalışacağım? ---------------- yazarken çalan: Polaris - Summerbaby

20080306

müzükotek

benim bir tane cd çantam var. lekeli mekeli. eskilerden kalma. dün onu açtım hüzünçlü bir anda. onaltı yaşta ne dinlediysem onlara geri döndüm. içi 'full mp3' disklerle dolu bu çantanın. içeriği karışık. yıllardır açılmamış fermuarı. birazcık bakalım. o yaşlarda dinlenme kronolojisine göre dizelim... -----------------
__________klasik bunalım başlangıç anathema opeth apocalyptica lacuna coil __________daha da sertleşebilirim olayları judas priest stratovarius dream theater __________bayraklar indirilir muse travis radiohead __________eskiyi öğrenelim köşesi sonic youth led zeppelin pink floyd ------------------- gibi. o zamanlar bir şarkısını dinlediğimiz grubun diskografisini 10 dakikada çekmek gibi şanslarımız yoktu. paşa paşa gider, el altından cd dağıtan abilerle harçlığımızı bölüşürdük. 'dükkandan çıkarken cd'yi cebinize koyun' kısmı en heyecanlı yeriydi. daha o yaştan illegal işlere bulaşmış hissederdik. yabancı grup isimlerini bir kerede doğru telaffuz etmek her zaman içimize dert olurdu o dükkanlarda. sen ne kadar sene ingilizce görmüşsen gör, illa ki söyleyemediğin bir grup adı çıkardı karşına. sırf bu yüzden albüm almaya çekinenler vardı. benimse en büyük kaygım, diskografilerin eksik ve şarkıların tag'siz olmasından yanaydı. o zamanlar discmanlerin hepsi mp3 okumazdı bir de. okuyanı lükstü, daha ayağa düşmemişti. ben külüstür ibm marka pc'mi dünyanın en büyük mp3 player'ına çevirmiştim. okulda ise arkadaşların discmanlerinden takılırdım. sonradan mp3 playerlar çıktı rahatladık. tabi benim hiç olmadı. mp3lü discmanim oldu o sıralar. ikinci haftada yere düşürdüm. yap-boz oldu. neyse yaptık ama bu bozuluyor durmadan. eah dedim ne halin varsa gör. psp aldım mp3 attım rahatladım. baktım o da ağırlık yapmaya başladı, walkman telefon alarak son noktayı koydum. 90'larda müzüğün mümkünlüğü ve teknolojisi programımız sona erdi. hoşçakalın. ---------------- yazarken çalan: Nirvana - Something In The Way

20080303

berk; aranızdan biri! (değil)

ah, bu okuldan dönen benim! bana bakın elimdeki sosyoloji kitabı ve poşetteki ekmek halktan biri olduğumu cocacolayla kazak-gömlek ikilisi işletme okuduğumu kapşonlu mont ve su geçirmez pabuçlar herşeye hazır halimi yüzümdeki ifade geleceğe güvenimi ve üzerimdeki çikolata lekesi daha nice şeyleri anlatmıyor mu sizce de? hayır anlatmıyor v

20080301

abi olmak...

bu konuşma sırasında aramızdaki tek engel bir duvardı