20080130

sonunda...

---------------- yazarken çalan: Air - All Cats Are Grey

20080129

geçirdiğim ölüm tehlikeleri <3

2 x boğulma: boğulma neden 1: ipsiz zıpkın kullanmak, oku almak için dalış yapmak. nasıl kurtuldum?: arkadaş kurtardı ._. boğulma neden 2: açılmak, rüzgarın dönmesi, ters akıntı. nasıl kurtuldum?: sırt üstü yarım saat yüzerek karaya ulaştım ._. 1 x zehirlenme: zehirlenme neden 1: baca bağlantısı kapatılmış tüplü şofben. nasıl kurtuldum?: uykum gelince birşeylerin ters gittiğinin farkına vardım ._. 2 x hayvan saldırısı: hayvan saldırısı neden 1: 3-4 yaşındayken caddebostan sahilde bir gezinti, bir adet alman kurdu nasıl kurtuldum?: anlatan kişiye göre değişiyor ._. hayvan saldırısı neden 2: bilinmeyen müstakil konutlara fazla yaklaşmak, 2 adet doberman nasıl kurtuldum?: 100 metre deparın ardından 45 derece eğimli ormana dalarak ._. 1 x insan saldırısı: insan saldırısı neden 1: beyoğlu arasokaklarında yanında olan alkollü bayanaların etrafa laf atması, esnafın dükkandan çıkıp etraf sarması. nasıl kurtuldum?: laf kalabalığı ve diplomasiyle ._. bir sonraki bölümümüzde: geçirdiğim öldürme tehlikeleri!

20080127

my foxes... let me show you them

mavi+kırmızı

herşey o tanıdık tuvalete girmemle başladı. şöyle düşündüm; buraya o kadar çok giriyorum ki artık yabancılık çekmemeye başladım. kadıköyde alışılagelmiş mekandaydık arkadaşlarla. hesap ödenirken 'ben bi geliyorum' diyerek aralarında ayrılmıştım. tuvaletten çıktığımdaysa... herkes gitmişti. sadece polisler vardı. 'aa polis' gibi masum bir tepkiyle çıkışa doğru yöneldim. bir polis, iki polis, üç polis sonra benim de üstüm sağlam bir biçimde aranıyordu artık. dışarıya çıktığımda ekip otosu vardı. sağda da vardı. solda da vardı. bu gece menekşe sokaktaki sivil sayısı, polis sayısının çok altındaydı. her kafeye bara senkronize kontrol yapıldı. uyuşturucu madde satıcılarına yönelikti sanırım bu çalışma. unutmadan, siz siz olun kimliksiz dışarıya çıkmayın.

20080126

o afişi çok öptüm bye

bugün dışarı çıktım. -son- sabahın erken saatlerinde,ki uyuduğum her saat erkendir benim için, ilk olarak dibimizdeki okul müdürünün ateşli onur belgesi dağıtma konuşması tarafından taciz edilen uykum, k.orhandan aldığım kısa mesajla kabusa dönüştü. işte o mesaj:
Lcd soundsystemin wokalini, uzun siyah sacli guzel bir hatun, 3-4 tane random detaysız figulerin 3/4 açıdan we enson olarak sehir tasarlayp pxel hallerini yap pls
'1 yıl sürer' diye cevap yazıp yolladım, gitmedi. kontürlerim bitmiş. günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıktı ki paşam animasyon yapacakmış benden bunları istiyor. solisti anladım, uzun siyah saçlı güzel hatunu anladım da şehir tasarlamak ne lan? neyse saatler akıyor, akıyor... bende yine bir kan fazlalığı var. her yerim kanamayı meyilli sanki. ufacık yerlerden kan fışkırıyor. bir peçete koparıyorum mutfaktaki rulodan, beş dakika sonra üzeri kan doluyor. mürekkep testi gibi. sonra ayna karşısına geçip peçeteyi kendime gösteriyorum ve 'neye benzetiyorsunuz acaba? acebe?'* diye soruyorum. cevaplar tatmin etmiyor. akşama bir adet sergiye gittim doğuş üniversitesinin. konusu tüketim. güzel işler vardı, yoktu vs. o değilde sonradan o sergiye iş veren çocuklarla yemeğe çıktık hamburgerciye. karnımızı doyurduktan sonra masanın halini görseniz 'bu mu lan tüketim duyarlılığı?' dersiniz. şayet ben dedim. ama hepsi iyi çocuklar. *bu lafı kimden kaptım acaba? acebe? losers no-copyright community

20080124

k. orhan'ın epix hikayesi

sunburn dinledim OHAREY nekadar güzel onlar muse deil. şeytan posseslemiş onları dedim. ama çoktan iş işten geçmiş meşaleler sönmüştü. ve katil cesedin dibinde duruyordu. Düşünme küresinin ağırlığıyla boynu 4 metre olmuştu. gittim yanına ve yağmurun ve sigaranın neden olduğu yanık ve hüzünün burukluğunu hissttiren bir tonla bugün cuma enseyi kapa dedim... -k. orhan

20080123

5 dakika free for all

bugün yine beni mutlu eden o olay oldu... pabuçlarımı bağlarken çok mu eğildim nedir, ensemde bir soğukluk oldu, işte o an ben bu dünyaya ait değildim ve herşeye bir gözlemci olarak yaklaşıyordum. yılda bir-iki kere yaşadığım bu olayda, yirmi senedir bu dünyada değilmişçesine, her olguya ilk defa karşılaşmış gibi bakıyorum. anlatabileceğimi, en azından şu an için, sanmıyorum. kaba özetiyle; ilk önce neden ayakkabılarımı bağladığımı sonra neden apartmanlarda yaşadığımızı, neden yollardan arabalar geçtiğini ve neden biryerlere gittiğimizi anlayamadım o beş dakikalık süre boyunca. mutluydum.

20080117

bilgisayar bozulmak içindir (teknolojik gerilim)

ben atmam bilgisayarıma format. atmasını bilirim ama atmam. atamam. içinde bir yıldır biriktirdiğim irili ufaklı yüzlerce şey var. dvd'ye kopyala diyebilirsiniz. ama ya bookmarklarım, modifikasyonlarım, regeditim, cookielerim, ince ayarlarım, minik programlarım ;_; bak gözlerim yaşardı. onları yerden bulmadım ben, kolay edinmedim! bu duygusal anları yaşatan, dün gece bilgisayarımın intihar girişiminde bulunması oldu. cd-to-mp3-to-mp3player şeklinde başlayan girişimim 4-5 saatin sonunda yavrumun hayatını karartmış olacağını tahmin edemezdim. bir yavaşlamalar, bir ben saymıyorum bilgiyi sen saylar , bir afralar tafralar... kızdım. artık imleç bile saniyede 2 kare şeklinde oynamaya başlamıştı ki olaya el koymaya karar verdim. 'ad-aware se' ile bir tur temizledim. avg free edition'la bir tur temizledim. yer boşaltma yaptım. regediti düzenledim cc cleaner ile. geri dönüşüm kutumu boşalttım (içinden 8gb çıktı <3 href="http://www.foxytunes.com/artist/uffie/track/in+charge" title="'Uffie - In Charge' - open on FoxyTunes Planet">Uffie - In Charge

20080116

2007>2006

ntv yıllığının 2007 edisyonu da çıkmış. arzu nesnesi benim için böyle albümler. tamamen okuyamasam bile elimin altında durmasından zevk alıyorum. ilk beş sayfaya bakınca 'bir yıl ne kadar çabuk geçti ya..' olayı var bir de bu yıllıkta. alınız, okuyunuz.

20080114

yaktın beni natalie ;_;

sonra arkadaşım hakanın arkadaşı emre diyince 'gittim böyle böyle herşeyi biliyor', benim de içimde yakın geleceğimi bilme isteği belirdi. yemeğimizi bitirip yola koyulduk. girdik mekana. sıramızı bekledik. en sonunda natalie bizi yanına çağırdı. ilk sıra benimdi. bir deste koydu önüme, al bunları karıştır dedi. karıştırdım. yetmedi daha karıştırmamı istedi. kartların boyu bu işlemi bir hayli zorlaştırıyordu tabi. 'sol elinle üçe kes' dedi. ben anlamadım. açtım avucumu, elimi nasıl kesebileceğimi düşünüyorum. uyku had safhada. güldük baya. Benim seansım boyunca güldük. dedi ki 'senden korkulur'. ondan sonra da açık dilli olduğunu ve lafını esirgemeyeceğini, bozulmaca darılmaca olmasın diye bana onaylattı. herhalde o zamandan görmüştü bana az sonra söyleyeceklerini... ve natalie anlattı... ne atlattığını burada söyleme gereği duymuyorum. üç tane tarih verdi. şubat, temmuz civarları ve yıl sonu. hala anlam veremediğim birşeyler söyledi. beynimde pencereler açtı bir sürü, hızlıca kapadı. sonra hakandaydı sıra. bense artık dinlemiyordum sadece düşünüyordum.

20080113

10 Firefox Add-On'u ^_^

birşeyler yazma ihtiyacı içinde, uykulu, hayal gücü kalmamış. o zaman hafiften g33k stuff'a kayayım dedim. şimdi varya, bu yazıyı çalacaklar. neden bilmiyorum ama ne zaman teknoloji üzerine türkçe bir blog görsem bu yazıları izinsiz kullanmayın yoksa annenize küfür ederim diyor. demek ki birileri hep kırpıklayıp kendi adını basarak yayınlıyor. ilginç ortamlar. neyse biz kıreativ kamın diyelim. Ve sonundaaaa!!!11 BEKLENEN AN! Aramızda Internet Explorer ya da Safari kullanan, bilgisayarını kapatmak için açanlar varsa aşağıdaki yazı onlara ancak ışığı gösterebilir. Firefox 3.0'a geçen gençkanlar için aşşağıdakilerin hepsi çalışmayabilir, kurmaya gerenk olmayabilir. Eklentileri buradan aratarak bulmanız olası. FIREFOX'UMDA KULLANDIĞIM 10 EKLENTi <3> Adblock Plus, google ads olmak üzere her türlü reklamı yasaklar, pop-up'ı yasak eder ve bunu çok hoş yapar. Öyle ki siteye girersiniz, yarısı yok... Oha reklam doluymuş dersiniz. Bazen elleşmemesi gerektiği şeyleri de engellediği oluyor ama ayarları çok basit, hemen düzeltebilirsiniz. Çok yararlı. Download Statusbar, o kadar önce kurduğum bir eklenti ki, ne yaptığından zor emin oldum. Dosya indirirken aşağıda ufak bilgi kutucukları yaratıyor, kalan zamanı ve hızı gösteriyor. Hoş, yararlı, olmasa kurmayız. Download Helper, marifetleri çok olan bir velet. YouTube gibi .flv tabanlı sitelerden video çalabiliyor mesela. Bunun dışında akıl sağlığınız yerinde olduğu sürece asla kullanmayacağınız 'download all links to media files' gibi bilim kurgu özellikleri var. Sıkça kullanıyorum. FoxTorrent, adı üstünde başka bir programa ihtiyaç olmadan firefox üzerinden torrent kullanmanıza yarıyor. Benim gibi torrent programlarını açıp izlemekten öteye gidememiş insanlar için ideal. FoxyTunes, kurulduğunda tarayıcının altına yerleşen, wmp, winamp hiç farketmez hepsini kontrol edebilen, çalan şarkıyı gösteren ve tek basışla şarkı ve grupla ilgili bir portal açan eklenti ve en sevdiklerimden <3 onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgV_f7Bx-crTNVN-qH-ztFB3M_QNqLQCuZwqPxcOBfPrY4kc2mNWLJ2dNQJvScoLTFdDrGJuJKN_fm_1Ty0TVRYrgQ3SAGns4Kl67z1ByJccqjnh_XAkpcwPpr4mUV1nqAU3O0Z/s1600-h/6.bmp"> Bu eklentiyi google aracılığıyla bulmanız lazım. İnternette dolanırken not alabileceğiniz, kopyalayıp yapıştırabileceğiniz bir defter. Mouse Gestures, ekranın ortasıda tutmayı sevdiğimiz imlecimizin, sağ fare tuşuna basılı tutarak ileri-geri-yenile gibi komutları yerine getirmesini sağlıyor. StumbleUpon, çok tehlikeli birşey. Saatlerinzi harcayabilirsiniz. Olayı; bir tuşa basıyorsunuz karşınıza ilginç bir site geliyor. Sonra bir daha, bir daha... En son üzerinde 'burası internetin sonudur' yazan bir siteye denk geldim ve bu zararlı alışkanlığımdan kurtuldum. Ayrıca beğendiğiniz siteleri arkadaşlarınıza yollamak bakımından ideal. bitti. neden 8 tane var, başlık yanıltıcı derseniz başta 11 olan eklenti sayısı yazarken 8'e düştü. Böyle daha iyi. Hem en iyileri bunlar :P tanrım çok sıkıcı bir işmiş bu ahaha

20080111

best of diye birşey yoktur

tumblr adlı dünyanın en butik blog sitesi zamanında beni de tavlamıştı. ki hala bloggerdan sonra ilk tercihim olur. oraya yazdım ben bir süre, artık kapattım. konsantrasyon sorunları nedeniyle. ama bu sefer yedeğini aldım. berk@tumblr 8,23mb not: aşırı derecede özel hayat boku içerebilir, dolayısıyla sıkıcı olabilir, ama eğlenceli yeri daha çoktur. bugün dönüp baktığımda beni güldüren şeyler bile çıkıyor.

20080109

ağırlığımı koyamadım

günde 4 saat uyuyup 1 öğün yemekle övünüyordum birkaç gündür. farkettim ki bu bana 14 saat uyku ve pasta üstüne pasta olarak geri dönmüş. uykular içinde yüzüyorum. gece gündüz uyuyorum. uyku beni hem mutlu ediyor, hem öldürüyor. söyleyecek bir çift mantıklı lafım kalmadı, halk edebiyatına meyilli haldeyim. her zamanki gibi saçma durumlarımdan yarar çıkartma girişiminde bulunup, bunun kilo almamda yardımcı olabileceğini düşündüm. gittim tartıldım. 56.7. biraz artmış. 5 yıldır 55 kilodayım, oynamıyor yerinden, istikrarlı. aşırı durumlarda bir düşme oluyor bazen, o da kolay toparlanıyor. kilo alamıyorum ne yersem yiyeyim. kendimi kargo pantolonların içinde rahat hissediyorum, kot giyersem cin ali modundayım. evet kafam da kocaman. kilo alacağım, almalıyım. almalı mıyım? iyiyim ben böyle sanki. evden de çıkmıyorum birisi çağırmadıkça. değil evden, yataktan çıkmıyorum. bu sabah teknik servise götürdüm yazıcımı. 4. kez bozuldu. ben şanssız bir insanım. ama alıştım. öyleyse şanssız ve süper bir insanım. arabayla gidiyorduk işte, 50km falandı hız. bir otobüs durağının yanından geçerken arkadaşımı gördüm. o da beni gördü. yarım saniye için kesiştik. sonra mesajlaştık falan ahaha. bir noktaya teğet geçen doğrunun aslında noktalardan oluşması diye saçmalamak istiyorum bu komik olay hakkında. dance dance revolution oynamaya gittik haftasonu profiloya. videosu da var ama videoda ben yokum. benim olduğum videolar bende yok. bir editleyip hafif absürdleştirip koymak lazım. ddr yazısı yazayım bir ara. ve dünyanın en saçma kişisel portalını açmış bulunmaktayım: www.berkadam.com aşırı meymenetsiz...
meymenet isim Arapça meymenet

Uğur (I).

20080104

iatesnowflakes

sabah bi kalktım...

20080103

kendimle söyleştim! konu : blog

blog senin için nedir? ilk defa 2004-2005 gibi duydum sanırım. çok itici bir kelime. ilgilenmedim fazla. yazmayı ve okumayı seviyorum. paylaşmayı da. bunlar için eşsiz bir platform. 2006da ben de başladım aktif olarak. neden blog? (trt2 sorusu) aklıma gelen şeyleri yazıya düşmek istiyorum bazen. hem üretimsizliği verdiği sıkıntı. hem de paylaşma merakı. bir blogda ne ararsın? tasarım ilk göz attığım şey. anlatılan şeyin arka planı tasarım blogda sanki. onun dışında özgün anlatım, samimiyet. yeni bakış açıları çok ilgimi çeker. bunlar kişisel bloglar için geçerli tabi. belli bir konuya eğilen bloglarda özel incelemeler, dosya konuları kısaca beni bilgilendirecek şeyler isterim. peki tam tersi, bloglarda nelerden kaçarsın? hazır template'lerin çoğundan nefret ederim. hele hele şu (alta resim koyuyor). widget manyağı bloglardan hızla uzaklaşırım. üzgün blogları okuyamıyorum. ve artık şu yorumu görmek istemiyorum : 'burayı birisi okuyor mu bilmiyorum ama...'. sen yap güzel ve iradeli okunur o illa ki. hiç olmadı ben okurum <3her soruda blog dememden memnun musun? tiksindim. kaç blog okursun, nasıl okursun? 25 taneye yakın. günde çok defa güncellenen blogları yerimlerinden, geri kalanını google reader yerleştirdiğim iGoogle sayfamdan okurum. son olarak blog... ben ne kadar keyfine yapsam da bağımsız içerik ve habercilik anlayışı açısından çok etkileyici ve taşları yerinden oynatan bir kültür blog. siz de cevaplasanıza, merak ediyorum -_-